18/10/2009 - Biz Öğrendik Zamanla...
Biz Öğrendik Zamanla...
“Zaman”
Oynadığın oyunlarla neler öğrettin bize. Ağlayarak geldiğimiz dünyamıza gülümsemeleri ekledin emekleyip, adımladığımız anlarda…
Sonra çelmeleri takıp ayaklarımıza düşürdün yerlere. Biz ağladık sen güldün doyasıya. Elimizden tutanlara minnet duygularını tattırdın sonrasında, sevmeyi öğrendik… Sokaklarında yağmur ve çamur kardeşlerinin olduğu çağımıza çelik-çomakları, birdir-birleri, evcilikleri hep senin hakem olduğun fasılalar ile tamamladık…
“Aşk”
Okumaktan çok tadını duyumsayarak anladık seni yaşamanın nasıl bir şey olduğunu. Gözden kalbe akıp, yerleştin en güzel yerine yüreğimizin. Düşündük günlerce ve hayalini kurduk gecelerce. Varlığın öyle haz verdi ki bize, uğruna ölümü bile göze aldık senli zamanlarda…
“Acı”
Senin sadece dil’e sürülen biber olmadığını, yüreğimizin tutuşturduğu bedenin yanmasıyla öğrendik… Başımızı koyduğumuz yastıkların bir eşyadan ibaret olmadığını bazen aşk yangınlarının gözyaşlarımızla söndürebileceğimiz en güvenli sığınak olduğunu da öğrendik… Düştük yeniden… Ağladık ve sen güldün doyasıya.
Belki acıdın belki de sıkıldın bu oyunundan. Umut tohumlarını serptin üzerimize. Gözyaşlarımız yağmur oldu suladık onları kalbimizde. Her biri yeşerdi, boy verdi ve gücü öğrendik. Bedeniyle içimizden fırlayan dimdik gövdesiyle ona tutunarak yaralarımızı sardık… Ayakta kaldık.
Ölüm!
Doğduk, gülümsedik, aşık olduk ve ağladık yıllarca. Zaman, sen her zaman bize şaka yapmayı sevdin bizimle oynamayı sevdiğin kadar. Sonra kızdın nedensiz oyunlarında ve bir çiçek gibi koparıp aldın bizi sevenleri aramızdan…
Kimse öğretmedi sen gibi bize bunu.
Biz öğrendik, yaşadık, acıttık yüreğimizi ve sen izledin uzaktan. Dumanı taze iç çekişlerimizi duyduğun halde izledin öylece ve aldın içimizden sevdiklerimizi…
Hayat!
Yeni umutlar, yeni aşklar, yeni heyecanlar verdin bize. Ölümleri bıraktın kapımıza… Güçlükleri doğurdun yarınlarımıza, hastalıkları verdin bedenimize, buğular sığdırdın gözlerimize ve buseler bıraktın dudaklarımıza…
Biz yaşadık… Biz öğrendik seninle…
Gülnaz Hasköy